YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 665. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

BİR SABR-I CEMİL ÖRNEĞİ PEYGAMBER; HZ. EYUB A.S.
(V)

 6 - HZ. EYYUB'UN ŞEYTAN'IN VESVESESİNDEN ALLAH'A SIĞINMASI

 Eyyub(a.s) kıssasının anlaşılmasında problem olmuş yerlerden bir tanesi de Hz. Eyyub'un şeytan'ın eziyetinden Allah'a sığındığı bölümdür. "وَاذْكُرْ عَبْدَنَا أَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ   ="Kulumuz Eyyub'u da an. O, Rabbine: Doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi, diye seslenmişti."[Sad, 41]
Müfessirler, mezkûr ayetteki, Eyyub'un, Şeytan'dan, Allah'a sığınırken yaptığı münacâtında geçen sözlerinin tefsirinde ihtilaf etmişlerdir. "Âlimlerin bu mevzuda şu iki görüşleri bulunmaktadır:
a) Eyyûb (a.s)'ın bedenini saran, o acılar ve hastalıklar, şeytanın fiilinden dolayı meydana gelmiştir.
b) Bunlar, Allah'ın fiilinden ötürü meydana gelmişlerdir. Bu ayette şeytana mal edilen bu azâb, onun, vesvese ve kötü düşünceleri Hz. Eyyûb'un kalbine atmasından doğan azâbtır."[ Er-Râzi, a.g.e, c.XIX, s. 88.]
Birinci görüşe göre
Tevrat'ta yer alan Eyyub kıssasındaki; Eyyub (a.s)’ın başına gelen belalarda Şeytanın, Allah ile diyalogu ve bunun akabinde yine Allah'ın izniyle Şeytan'ın, Eyyub (a.s)’ı belalara duçar kılması anlatımından kaynaklanmaktadır. Tevrat'taki kıssada Şeytan, Allah'ın izniyle ve istediği şekilde Hz. Eyyub'u musibete uğratmaktadır. "RAB Şeytan'a, "Peki" dedi, "Sahip olduğu her şeyi senin eline bırakıyorum, yalnız kendisine dokunma." Böylece Şeytan RAB'bin huzurundan ayrıldı."[Kitab-ı mukaddes; Eyub kitabı; Bab1/12.]
Kur'an noktai nazarından bakıldığında böyle bir olay mümkün değildir. Şeytan'ın insanlar üzerindeki etkisini Kur'an-ı Kerim şöyle beyan ediyor: "İş bitirilince, Şeytan diyecek ki: "Şüphesiz Allah size gerçek olanı vaat etti, ben de size vaat ettim ama size yalancı çıktım. Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben, sadece sizi (inkâra) çağırdım, siz de benim davetime hemen koştunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Kuşkusuz daha önce ben, beni (Allah'a) ortak koşmanızı reddettim." Şüphesiz zalimler için elem verici bir azap vardır."[İbrahim,22]  
Hal böyleyken birçoğu Tevrat'ta anlatılan kıssadaki, Şeytan'ın Eyyub'a(a.s) gelen belalardaki aktif rolünü kabul ettikleri gibi bunu daha da abartan İsrailiyat kaynaklı anlatımlarını nakletmektedirler.[Er-Râzi, a.g.e, c.XVI, s. 199-200]
Bu aşamada Tevrat'ta yer alan Şeytan'ın, Hz. Eyyub'un uğradığı belalar üzerindeki hâkimiyeti anlatımının kaynağının; Yahudilerin, Babil sürgününde uğramış oldukları dini etkileşimler nedeniyle Tevrat'a daha doğru bir deyimle Tevrat'ın Eyyub kitabına sokulan, Zerdüşt(Mecusilik) yansımalarıdır.
Çünkü Zerdüştlükte, Tanrı Ahura Mazda vardır ancak onun karşısında yine Ahura Mazda'nın yarattığı kötülüklerin yaratıcısı olan "Şeytan" konumundaki Angra-Mainyu vardır. "Tanrı Ahura-Mazda ve emrindeki melekler bütün canlıları iyiliğe ve güzele sevk ederken, Angra-Mainyu ve emrindeki şeytanlar da kötülüğe ve yanlış yola sevk etmektedirler. Dünyada bu iki kuvvet, mutlak hâkimiyeti sağlamak için birbirleriyle mücadele halindedirler. Pozitif bir kuvvetle, negatif bir kuvvet, yaratıcı bir kuvvetle, yıkıcı bir kuvvet ezelden beri karşı karşıya bulunmaktadırlar.
Bunlar, ezelde Zaman Tanrısından (Zervan'dan, Dehr'den) çıkan “İkizler”; Ahura Mazda, Angra Mainyu olarak da gösterilirler. Bazen, aydınlık ve karanlık olarak yan yana getirilirler. Aydınlığın efendisi Tanrı Ahura-Mazda, karanlığın efendisi Şeytan Angra-Mainyu sayılır. Bu kuvvetler, yalnız ahlâkî değil, metafizik olarak da anlaşılmalıdır. Bu zıt kuvvetlerin mücadelesinde, nihai zafer Ahura-Mazda'nın olacaktır."[Ekrem Sarıkçı oğlu, Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi Mecusilik mad. S. 119-126]
Dolayısıyla Tevrat'ta yer alan Eyyub kıssasındaki Şeytan'ın, Eyyub aleyhindeki –ona bela verme, tanrı ile bu konuda diyalog ve anlaşma- etkisine dair anlatımlar, Zerdüşt/Mecusiliğin, Yahudiliğe uyarlaması olan ve Tevrat'a sonradan sokulmuş ya da sonradan derlenen Hz. Eyyub'un kıssasının, Zerdüşt/Mecusî tavrında yazıya geçirilmesinden kaynaklanmaktadır.
Binaen aleyh Tevrat'ta yer alan Eyyub(a.s) üzerindeki Şeytan'ın hegomanyası tasviri, Tevrat'ın Eyyub kitabına monte edilen muharref (çakma) ifadeler olmaktan başka bir anlam ifade etmemektedir. (Cengiz Duman, Zerdüştlük / Mecusilik Kitabı,  http://www.islamhukukusayfasi.com/?s=zerd)
İkinci görüş
Razi’nin kategorize ettiği bu görüşe göre Şeytanın, insanları hastalık ve acılara düşürme hususunda asla bir kudreti yoktur. Bunun delilleri şunlardır:
a) Şayet biz, ölümün, hayatın, sıhhat ve hastalığın şeytan tarafından meydana getirildiğini kabul edecek olursak, bu durumda, meselâ bizden biri hayatını, ancak, şeytanın yaratması sebebiyle elde etmiş olur ve yine meselâ, belki de elde ettiğimiz hayır ve mutlulukların tamamı şeytanın fiiliyle meydana gelmiş olur. Böyle olması halinde, hayatı-ölümü, sıhhat ve hastalığı Allah Teâlâ yaratmamış olurdu.
b)Şeytan, şayet böylesi şeye kadir ise niçin, peygamberleri ve velileri öldürmek için çaba sarf etmiyor, onların evlerini barklarını harap etmiyor ve çocuklarını öldürmüyor?"
c)Allah Teâlâ, şeytanın, "Zaten benim, sizin üzerinizde hiçbir hükmüm, nüfuzum da yoktur. Yalnız ben sizi çağırdım, siz de bana hemen icabet ettiniz"(İbrahim, 22) dediğini nakletmiştir. Böylece şeytan, kendisinin, vesvese ve bozuk fikirler verme ve telkin etme dışında, beşer üzerinde bir güç ve kuvvetinin bulunmadığını açıkça ifade etmiştir. İşte bu da, Hz. Eyyûb (a.s)'ı o hastalığa ve afetlere müptela kılanın Şeytan olduğunu söyleyenlerin görüşlerinin aksine delildir.
İmdi eğer, birisi, "Bu halleri yapan Allah'dır, fakat Allah, bütün bunları, şeytanın talebine uygun olarak yapmıştır" derse, biz deriz ki: "Bu elem, acı ve hastalıkların yaratıcısının Allah olduğu mutlak itiraf edildiğine göre, şeytanı bu hususta vasıta kılmanın faydası ve manası nedir?
Tam aksine, doğru olan Eyyûb (a.s)'ın, "Gerçekten şeytan beni, yorgunluğa ve azaba uğrattı" ifadesinden kastedilen, şeytanın, bozuk vesveseler ve bâtına bazı iğvalar atması sebebiyle, onu o çeşitli azâb ve sıkıntılara düşürmüş olmasıdır. [Er-Râzi, a.g.e, c.XIX, s. 89; Mevdudi, a.g.e, c.V, s. 79; A. fettah Tabbâra, a.g.e, s.251]
Şeytanın insanlara verdiği vesvese ile ilgili Kur'an'daki beyanlara bakalım:
*"(Ey Muhammed!) Biz, senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, o, bir temennide bulunduğunda, şeytan onun dileğine ille de (beşerî arzular) katmaya kalkışmasın. Ne var ki Allah, şeytanın katacağı şeyi iptal eder. Sonra Allah, kendi âyetlerini (lafız ve mana bakımından) sağlam olarak yerleştirir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir."[Hac, 52] 
*"Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. Takvâya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler." [Araf/200-201.]  
* "Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım!"[Mü’minun, 97]

SONUÇ

 Kur'an-ı Kerim'deki Eyyub kıssasını teşkil eden "ayetler, bir sabır abidesi olan Eyyub peygamberi anmamız ve hatırlatmamız gereği üzerinde durmaktadır. Zaten peygamberler, her konuda örnek alınacak rol model şahsiyetlerdir. Bu yüzden onları iyi tanımalı, hatırlamalı ve anlatmalıdır."[Ali Akpınar, Kur’ân’ın Sıhhat ve Hastalık Konusunu Ele Alışı, http://www.somuncubaba.net/pdf/0075/www.somuncubaba.net-2007-001-0075  ilimve_hayat. pdf]
Kur'an-ı Kerim'de bahsedilen Eyyub kıssasının yer aldığı surelerdeki ayetlerin siyak-sibakı (önü-arkası) incelendiğinde bu ayetlerden önce gelen ayetlerde Davud(a.s) ve Süleyman(a.s) gibi kral-resullerin kıssaları anlatılmaktadır. Yine Kur'an'da anlatılan resul kıssaları içerisinde bolluk, refah ve Allah'ın türlü nimetleri içerisinde tam bir hâkimiyetle hem krallık hem de resullük yapan bu şahsiyetlerden sonra kıssası anlatılan Eyyub peygamber ise sahip olduğu zengin imkânlar ve nesiller elinden alınarak ayrıca beden sağlığını da kaybeden bir nebi olarak beyan edilmektedir.
Cenabı Hakk, Kur'an-ı Kerim'de yer alan çeşitli ayetlerde, mal ve evlat sevgisi üzerinde durur:
 الْمَالُ وَالْبَنُونَ زِينَةُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَالْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ خَيْرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ أَمَلًا = "Servet ve oğullar, dünya hayatının süsüdür; ölümsüz olan iyi işler ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlı, hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır."[Kehf, 46] 
*    زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاء وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذَلِكَ مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَاللّهُ عِندَهُ حُسْنُ الْمَآبِ      
Nefsanî arzulara, kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir. Hâlbuki varılacak güzel yer, Allah'ın katındadır."[Ali İmran, 14]   
Kur'an-ı azimüş-şan aynı zamanda insanların sevdiği bu şeyler üzerinden deneneceklerini bildirilir. *Çocukları, servetleri ve canlarının imtihan vesilesi olacağını açıklar. "Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz"[Ali İmran,186]
*"Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz…"[Enbiya, 35]    
*Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız size imtihandır: Büyük mükâfat ise Allah'ın yanındadır." [Tegabün,15] 
 *Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihandır ve büyük mükâfat Allah'ın katındadır." [Enfal, 28]
Cenabı Hak, bütün bu denemelere karşılık, kulların yapması gerekenler hakkında şunları beyan eder.
* "(Lokman)Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir."[Lokman, 17] 
*"…Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!"[Bakara, 177]
Dolayısıyla Kur'an-ı Kerim "takriben yetmiş kere, "sabır" kavramından bahsetmiştir. Kur'an'ı Kerim bir başka fazileti bu kadar zikretmemiştir."Hz. Eyyub da bu faziletin yani sabrın en güzelini gösteren örneklerinden bir tanesi olmuştur. (Abdülfettah Tabbâra, a.g.e, s.253)
O halde tüm Kur'an ayetleri çerçevesinde okunacak Eyyub kıssası ile Cenabı Hakk şunu beyan etmektedir:  Allah, yeryüzündeki tüm nimetleri insanlara sunmuştur. Bu nimetleri tevzi ederken dilediğine çok, dilediğine az vererek, dilediğine de verdiklerini geri alarak, canlardan eksilterek insanları denemektedir. "Allah kiminize kiminizden daha bol rızık verdi."[Nahl,71]  
Davud ve Süleyman kıssalarında her türlü nimetleri bahşederek kullarını varlıkla imtihan eden Hz. Allah; Eyyub kıssasında ise Hz. Eyyub'u vermiş olduğu bol dünya nimetlerinden yoksun bırakarak denemiştir.
Cenabı Hakk, imtihanları sırasındaki insanların tavırlarını şöyle beyan eder:
*İnsan var ya, Rabbi kendisini imtihan edip de ikramda bulunduğunda ve bol nimet verdiğinde "Rabbim bana ikram etti" der. Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise "Rabbim beni önemsemedi"der."[Fecr,15-16] 
*Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da sonra bunu ondan çekip alırsak, tamamen ümitsiz ve nankör olur."[Hüd,9]
Hz. Eyyub ise Allah'ın verdiği nimetleri yine Allah'ın geri alması imtihanına "sabrı cemil=güzel sabır” ile rıza göstermiştir. Dolayısıyla anlatılan kıssa ile Hz. Eyyub'un bu güzel tavrı gündeme getirilerek, kıyamete kadar tüm insanların onun bu olumlu hal-hareketinden öğüt ve ibret alması istenmektedir.
Binaenaleyh Allah'tan gelen şeye rıza ve bunlara sabır ve beraberinde Cenabı Hakk'a tazarru ve niyaz…
Veya Milli Şair Mehmet Akif’in dediği gibi:
İhlâs ile ilm öğrenecek halka imâm ol
Tevhîd diyerek veche - i maksûda bekâm ol (eriş)
İhmâli bırak, vecd ile câmîye müdâm ol
'Allâha güven, sa'ye sarıl, hikmete râm ol
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol '

Kalkar yeniden hâk ile yeksân olan insan
Bir tövbe gerek komşu hukûkundan alırsan
Göstermesin Allah sıkılıp darda kalırsan
'Allâha güven, sa'ye sarıl, hikmete râm ol
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol ' (*)

Takdîr edilen güçlü bir îlâhi bilinç el
Vermekle bütün fertlere feyz-nâk-ı müselsel (devamlı bolluk-bereket)
Son beklediğin rûz-i elest gelmeden evvel (ahret günü)
'Allâha güven, sa'ye sarıl, hikmete râm ol
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol ' (*)
Allah, bu faziletli amellerin karşılığını ahirete bırakmaz bu dünyada da verir. "Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatıra olmak üzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik…"[Enbiya, 84]  
"Olgun akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere ona hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bağışladık."[Sad, 41-43]
O halde Eyyub kıssasının mesajını sloganlaştıralım. Allah'tan gelene, RIZA-SABIR-DUA, sonuç ebedi mutluluğa!…
 KAYNAKLAR
1.Abdullah Aydemir; İslami kaynaklara göre peygamberler, s.97.
2.Buhari ve Nesâi; Rûdâni,  Cem'ul Fevâid, c.V, s.15.
3.Seyyid Kutub; Fi Zılâli’l Kur’an, c.VIII; s.59.
4.Fahrettiner-Razi, Mefâtihu’l-Gayb, c. XIV, s.198–199;
5.Mehmed Vehbi, Büyük Kur’an Tefsiri, c.IX-X, s. 3467;
6. Mevdudi; Tefhim’ül Kur’an tercümesi, c.III, s.325
7. T.D.V. İs. Ans. Eyyûb maddesi, c.XII, s.16.
8.Muhammed Esed; Kur’an Mesajı, c.II; s.661.
9.Neşet Çağatay; İslam öncesi Arap tarihi ve cahiliye çağı, s.46.
10.Afif Abdulfettah Tabarra; Kur’an’da Peygamberler ve Peygamberimiz, s.248;
 11.Süleyman Ateş; Yüce Kur’an’ın çağdaş tefsiri, c.VII; s.475; 
12. Şemsettin Günaltay, İslam öncesi Arap tarihi, s.62.
13. Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, c.IX. s. 99.
14. Kitab-ı mukaddes; Eyub kitabı; Bab 1/ 2-10
15.İncil; Yakup kitabı; Bab5 / 11.
16.Yaşar Kutluay; İslam ve Yahudi mezhepleri; İstanbul, 2001; s.168.
17. Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, c.XI, s. 548.
18, Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, c.VII, s.136;
19. İbn Kesir, Muhtasar Kur'an-ı Kerim tefsiri, c.IV, s.2141.
 20.İbnü’l Esir, El Kâmil Fi’t-Tarih, c.I, 129.
21.Muhammed Ali Es Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, c.V,s.299.
22. Ekrem Sarıkçıoğlu, Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi Mecusilik maddesi. S.119-126, Isparta-2008
23. Cengiz Duman, Zerdüştlük / Mecusilik Kitabı,  http://www.islamhukukusayfasi.com/?s=zerd
24. İmâm-ı Mâturîdî  Kitabu’t-Tevhîd
25.ET-Taftazânî, Şerhu’l Makâsıd
26. Kemâluddîn ibn hümam, El Müsâyere
27.Muhammed Hâdîmî,el- Berika
28. Manastırlı ismâil hakkı, Mevaidü’l-İn’âm fi Berâhini Akaîdi’l İslâm
29.Erzurumlu İbrâhim Hakkı, Mârifetnâme
30. Ömer Nasûhi Bilmen, Muvazzah İlm-i Kelâm
31. Ömer Nasuhi BİLMEN, Enbiyâ Sûresi Tefsîri
32. Tahzirul Lebîb Min Mağdi mê fîl Kutubi Minêl Ekêzîb

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 20!
Derneğimizin 2018-2019 Eğitim yılında lisans öğrencilerine sağlayacağı burs başvuruları 15 Ekim 2018 tarihinde başlayıp 15 Kasım 2018 tarihinde sona erecektir. Burs başvuru formuna derneğimizin sitesinden ulaşabilirsiniz. Formu doldurup Dernek merkezine veya kargo posta yoluyla ulaştırabilirsiniz. Başvurulardan sonra değerlendirme yapılıp burs almaya hak kazananlara bilgi verilecektir. Başvuru Formu için tıklayınız.